Thrawn kimdir

2

Büyük Amiral Thrawn

Thrawn kimdir?  İmparatorluğun son Umudu

“Yeteneklerim, İmparatorun töleransı için yeterlidir.”

THRAWN

Herkesin ağzında aynı soru; Thrawn kimdir? Thrawn, asilerin ve diğer İmparatorluk düşmanlarının korkması için bu ismi duymaları yeterli. Thrawn’ın bu derece korkulan bir karakter yapan etmenlerin başında stratejik dehası gelse de, sadece düşmanların kanıyla boyanmış kızıl gözlerinin içine bakmaya cesaret edebilenler; Thrawn’dan neden korkmaları gerektiğini anlayabiliyorlardı.

 Nam-ı diğer Mitth’raw’nuruodo, huzurlarınızda.

Mitth’raw’nuruodo, namı diğer Thrawn, İmparatorlukta çok önemli yer edinmiş 12 Büyük Amiral’den insan ırkına mensup olmayan tek isim olmakla birlikte İmparator’un güvendiği nadir isimlerin başında geliyordu.  Kuşkusuz, Galaktik İmparatorluğun sahip olduğu en iyi askeri komutanların başında geliyordu. Thrawn’ın her zaman bir İmparatorluğa bağlı bir insan değildi, İmparatorluk’tan önce kendi ırkına büyük oranla hizmet etmişti. Ancak hiç bir zaman başarılarının karşılığını alamamıştı.

Thrawn’ın ilk büyük stratejik zaferi Yavin savaşından 27 yıl önce Progga the Hutt’un koca gemisi ile Corellia’lı kaçakçı gemisi Bargain Hunter  arasında kalması ile başlıyor. Hutt’ların koca gemisini sadece 6 dakikada yok ederek Bargain Hunter mürettebatını esir alıyor ve ilerde önemli rol oynayacak Jorj Car’das ile ilişkisi bu şekilde başlamış oluyor. Bu hareketleri sonucu kendi ırkı olan Chiss’ler tarafından “Kışkırtıcı eylemler”  ile suçlanarak ailesi ile birlikte gözlem altına alınır. Tabii ki bu Thrawn gibi yüce bir görev adamını durdurmaya yetmeyecekti. Galaksinin en tehlikeli adamlarından biri olmaya her geçen gün daha da yaklaşıyordu.

Thrawn Chiss üniforması ile

“Tam olarak ne yaptığını sanıyorsun?”
“Görevlendirildiğim işi. Chiss İmparatorluğumuzu düşmanlarımıza karşı koruyorum”
“Düşmanlardan koruman gerek. Potansiyel düşmanlardan değil. İkisi arasındaki farkı görebiliyor musun?”
“Evet. Ve hayır.”

– Mitth’ras’safis ve Mitth’raw’nuruodo Vagaari donanmasına karşı saldırıyı tartışırken.

Springhawk (Thrawn’ın sancak gemisi) üç gün sonra Crustai üssüne geri döndü ancak yağmacı  Vagaari kuvvetlerinin sancak gemisi tarafından bir uyarı mesajı aldı. Thrawn mesaja cevap vermeye layık bile görmedi. Vagaari kuvvetlerine saldırıp onlara yıkıcı bir hasar verdikten sonra gemilerdeki tüm kaçak sanat eserleri ile birlikte mürettebatı esir aldı. Thrawn’ın sanat ilgisinin gün yüze çıkışı buradan gelmektedir. Ancak gene de Chiss’ler Thrawn’ın başarısını görmemekle ısrarcıydı. Thrawn’ın hareketlerini bir kez daha kınadılar.

Birkaç gün sonra Thrawn, bilinmeyen bölgelerden bir düşman tespit ederek 12 gemilik bir filo topladı. Thrawn, düşmanın Ayrılıkçı filosu olduğunu anlamıştı. Ayrılıkçı komutan Stratis, Chiss’lere zarar vermeyeceklerini ancak burada bulunma amaçlarının son derece gizli olduğunu Thrawn’a belirtti. Ancak sözünde durmayarak Thrawn’a saldırdı, Thrawn’ın filosu herhangi bir zayiat olmadan zafer kazanmıştı. Bu durum Lord Sidious’un dikkatini çekmişti, çekmemesi elde değildi. Thrawn, Car’das ve iki askerinin eşlik ettiği ele geçirilen Darkvenge gemisine  bindi ve köprüde Kav ve Stratis tarafından karşılandı. Kav, Chiss komutanının etrafını droidler ile sardı ve tehdit etti. Ancak Thrawn sakince cevap verdi, gösteri için  teşekkür etti ve droidleri göndermesini emretti. Thrawn’ın soğukkanlılığı düşmana korku salmaya yetmişti. Gerginliğin ardından Stratis, görevlerinin Cumhuriyet’in Outbound Flight isimli merkezlerini  yok etmeyi istediklerini anlattı. Aynı zamanda Jedi’ların galaksi için bir tehdit olduğunu ve aynı zamanda Chiss’e iradesini dayatmaya çalışmayı planlayan sorunlu kişiler olduğunu iddia etti. Ancak Thrawn için Ayrılıkçılarda en az Cumhuriyet ve Jedi’lar kadar bir tehditti bu Thrawn’ın farkında olduğu bir gerçekti.

 Büyük Bir Plan

Thrawn, Stratis’in iddialarını dinledi ve  Stratis’in gemisini Ticaret Federasyonu kuvvetlerini Vagaari’ye karşı kullanmak ve aynı zamanda Cumhuriyet kuvvetleri ile  ilgilenmek için bir plan tasarlamıştı. Bu zaman zarfında Car’das’a savaş droidlerini taşıyan mekiği çalmalarını emretti ve Vagaari İmparatorluğu ile temas kurup onlara Outbound Flight ve Thrawn’ın kordinatlarını verdi. Car’da’nın eylemlerinin çaresiz bir adamınki gibi gözükmesini sağlamak için Thrawn, onu bir hain olarak suçladı. Thrawn, Outbound Flight’ı barışçıl bahaneler adı altında ziyaret etti ve sadece Vagaari gemilerinin saldırmasını bekledi iki tarafın bir birini yok etmesini izledi. Zafer Outbound Flight’ın olsa da sevinçleri Thrawn’ın saldırısı ile kesildi ve gemiyi yok etmenin eşiğine getirdi. Gemi savunmasız kaldığında Thrawn çekildi ve teslim olma şansını bir kez daha denemek için teklif etti. Jedi üstadı C’baoth  teslim olmayı reddetti ve Güç’ü kullanarak Thrawn’ı öldürmenin eşiğine getirdi. Thrawn,  geminin kaptan kabinini C’boath ile birlikte yok etmek zorunda kaldı.

Ardından Chiss’ler Thrawn’ı başarıları nedeniyle ödüllendirmek yerine onu cezalandırdı. sonrasında ise sürgüne yollandı belkide gelmiş geçmiş en büyük deha kendi türü tarafından ihanetle suçlanmıştı. Thrawn, Tradisyonel Chiss cezalarından biri olan üstünde yaşam formu olmayan bir gezegene sürgüne gönderildi. Bu Thrawn için bir dönüm noktasıydı.

C’baoth Thrawn’a Force Choke yaparken

Sürgünü

“onların adına savaşmak için izine ihtiyacım yok”

– Thrawn sürgün sırasında.

Thrawn, her şeye rağmen halkının yanında olsa da, halkı onu sürgünle ödüllendirmişti. Thrawn, türüne karşı tüm bağlılığını sunsa da, minnet hariç her şeyle karşılaştı, suçlu bulundu. Apoletleri söküldü ve Dış Bölgelerin sınırlarının ötesinde, Bilinmeyen Bölgelerdeki bir dünyaya sürüldü.  Thrawn, her şeye rağmen sürgünü boyunca halkına geri dönmeyi ve onları tehditlerden korumak neler yapacağını düşünüyordu. Özellikle Yuuzhan Vong tehditi Thrawn’ı çok endişelendiriyordu. Endişelenmekte haklıydı da çünkü tehdit çok yakındı ve yaklaşmaya da devam ediyordu.

Thrawn’ın kurtuluşu ise aslında tam anlamıyla tesadüf eseri olmuştu, Galaktik İmparatorluğun ilanından yaklaşık 1 hafta sonra Kaptan Voss Parck,  ünlü kaçakçı Booster Terrik’in peşinden Thrawn’ın bulunduğu sisteme gelmesiyle başlıyor. Booster, İmparatorluk’tan kurtulmak için son çare olarak Thrawn’ın bulunduğu gezegene inmeye karar verir. Voss Parck, peşinden TIE savaşçılarını yollar. Booster, TIE savaşçılarıyla girdiği it dalaşından sonra güvenli bir şekilde karaya çıkarken İmparatorluk TIE savaşçılarından biri, Thrawn’ın kampı yakınlarında ormana çarpar böylelikle Thrawn’a bir umut doğmuş oluyor.

Thrawn, Voss Parck ve Mosh Barris ile tanışırken

İmparatorluk Dönemi

Parck, Thrawn’ı doğruca Coruscant’a, yani Palpatine’e teslim etmeye götürdü. Palpatine, Outbound Flight’ı tahribatından sorumlu komutanın kendi emri altına girdiğini görmekten mutluluk duymuştu. Parck’ın başlangıçta akıl hocası olarak görev yaptığı Thrawn’a, Carida İmparatorluk Akademisi’nde özel eğitim verildi  ve İmparatorluk Donanması’ndaki az sayıdaki insan görevlilerinden biri olarak hızla yükseldi. Diğer subaylara yeteneklerini sürekli kanıtladı. Albay rütbesine ulaştıktan sonra bile, Uwlla Iillor gibi diğer istenmeyen subaylara komuta etmek üzere görevlendirildi. Thrawn’ın İmparatorluk’taki başarısı inkar edilemez olsa da diğer subaylar arasında diğer türlere karşı ırkçı düşünceyi silmeye yetmedi.

Thrawn’ın tamamıyla insan olmayan kalıtımı ve İmparator’un bu konuda çok iyi bilinen ön yargıları göz önüne alınırsa, İmparator’un, Thrawn’ı 12 Büyük Amiral’den biri yapmaya uygun görmesi, Thrawn’a karşı duyduğu güvenin bir göstergesiydi.

Thrawn, aynı zamanda  Bilinmeyen Bölgeleri keşfetmek için büyük çaba sarf ediyordu. Gradilis bölgesindeki Nirauan gezegeninde terk edilmiş bir kaleye sahipti. Kalenin daha önce ağır saldırılara rahat bir şekilde direnmesi yüzünden, Thrawn onu kişisel üssü olarak kullanmaya karar verdi ve bir elin parmaklarını andıran 5 kulesi yüzünden üs, Thrawn’ın Eli olarak bilinmeye başladı.  Aynı zamanda kalede galaksideki en büyük veritabanı mevcuttu.

Sadece birleşik bir galaksinin, Chiss’in daha önce karşılaştığı Yuuzhan Vong  gibi, Bilinmeyen Bölgelerdeki tehdide karşı direnebileceğine inanan Thrawn, bölgedeki yerli türler ve kolonilerle ittifaklar ağı kurdu. Ve gizlice El İmparatorluğunu kurmuş oldu. Gerçek bir imparatorluktan daha çok bir konfederasyondu; ancak, birçok farklı türün kendi içindeki özerkliğini koruyordu. Galaktik İmparatorluğu ile olan nominal bağlantı, yalnızca İmparatorluğun ırkçı politikalarından uzak bir sistem ile yönetiliyordu. Thrawn yalnız değildi, İmparatorluktan önemli isimlerde Thrawn’ın önemini biliyorlardı. Baron Fel ve Thrawn’ın eski dostu Voss Parck da bulunuyordu. Bir çok Chiss, Thrawn’ın yeni düzenine Bilinmeyen Bölgeler’deki tehlikelerden korunmak için geldi. Chiss Savaşçılarından özel bir ordu oluşturdu ve bu birliğe Household Phalanx adı verildi. Bu yeni birlik bilinmeyen bölgelerde Chiss’lere tehdit olan, Ssi-ruuvi Imperium’u Thrawn’ın komutasında yok etti ve en büyük tehdit olan Yuuzhan Vong’a karşı kendini hazır tuttu.

Yeni bir Büyük Amiral

Palpatine, Thrawn’ı  Yavin savaşından 3 yıl sonra gizli bir yükseltmeyle Büyük Amiral rütbesine terfi ettirdi. Bunu sadece Palpatine’nin en güvenilir ajanları biliyordu. Törenin tek şahidi olan Mara Jade de bunlara dahildi. İmparator’un Thrawn’a güveni o kadar fazlaydı ki, onu Coruscant’ın en seçkin ve en elit isimlerinin bulunduğu Order of the Canted Circle’a bile sokmayı başarmıştı. Aynı zamanda Thrawn, ona verilen görevleri reddediyordu. Gerekçe olarak da hiç kimsenin o görevleri başaramayacağını söylüyordu. Palpatine Thrawn’ın yerine başka bir komutan yolluyordu ve her defasında Thrawn’ın ön gördüğü gibi İmparatorluk kuvvetleri muharebeyi kaybediyordu. Thrawn’ın yükselişi şaşırtıcıydı, bilinmeyen bölgelere sürgün edilmiş ihraç edilmiş çaresiz bir adamdan, İmparator’un en güvendiği adamlardan birine dönüşmesi galaksinin en inanılması güç hikayelerinden biriydi.

Yücelerin yücesi Thrawn

Thrawn, Asi İttifakının en yeni üssünün yerini ortaya çıkarmak için bir plan geliştirdi: İmparatorluk, Asiler’in kargolarını taşıyan serbest tüccarları ve kaçakçıları yerinden ederek ya da onları ele geçirerek İttifak’ın tedarik ağını bozacaktı. Kaçakçıları takip etmek ve sorgulamak… İttifak Filosunu da dahil olmak üzere, Asi ittifakının üslerini ortaya çıkaracaktı. Thrawn özel olarak Darth Vader’a Prens Xizor ve Kara Güneş’e karşı olan görevinde ve Derra IV savaşında  büyük ölçüde yardım etti ve Vader ona savaşçı bir ırk olan Noghri’lerin kontrolünü verdi.  Thrawn, Xizor’un ölümünden sonra galaksiler arası terör örgütü lideri Tyber Zann’dan Sith Holocron’unu ele geçirdi. Thrawn, Hoth savaşında da önemli rol oynamıştı İmparator’a ihanet edip darbe yapan Demetrius Zaarin’in kuvvetlerini yerle bir ederek İmparator’a ihanet etmenin neye mal olduğunu göstermiş oldu.

Thrawn ve Rukh

İmparatorluğun Çöküşü ve Thrawn’ın yükselişi

“Ben büyük Amiral Thrawn. Uzaklardayım ama şimdi geri döndüm. Yaşanan bazı olayların haberdarım. Sevinebilirsin Kaptan, İmparatorluk tekrar yükselecek.”

Zaarin’in ölümünden sonra Palpatine, bir kez daha Thrawn’ı Bilinmeyen Bölgelere geri gönderdi. Ancak ayrılışından kısa bir süre sonra Asi İttifakı, İkinci Ölüm Yıldızı’nı yok ettiklerinde Endor Savaşı’nda İmparatorluk üzerinde büyük bir zafer kazandı. Vader ve İmparator savaşta öldürüldü. Thrawn Endor savaşından 4 yıl sonra Sancağını Yıldız Destroyeri Chimaera’ya taşıdı. Yüzbaşı Gilad Pellaen’u ikinci komutan olarak rütbelendirdi. Outbound Flight’da ölen Jedi’ın klonu C’Boath’ı da ekibine aldı. C’Boath’dan Solo İkizlerini ele geçirmesini ve onları çırak olarak yanına almasını istedi. Ayrıca Spaarti klonlanma tüplerini kullanarak ordusunu genişletti. Aynı zamanda Thrawn, sembolik değerlerinin değerini bildiği için 501. Lejyon’u yeniden topladı. Thrawn, üstün yeteneklerini kullanarak Yeni Cumhuriyet’te kan kusturan bir takım zaferler kazanmıştı. Thrawn’ın başarısı, İmparatorluğa moral kazandırdı ve İmparatorluk’un ileri gelen isimleri  arasındaki gerginliği bir süreliğine durdurmuş oldu. İmparatorluk diriliyordu, Thrawn’ın önderliğinde Yeni Cumhuriyet çöküşün eşiğine gelmişti.

“Hata ve yanlış arasındaki farkı biliyor musun,teğmen?
Herkes hata yapabilir, Ama hata sen onu düzeltmeyi ret edene kadar yanlış olmaz”


Tüm bunların öncesinde gelin Thrawn’ın kişiliğine ve karakterine derinden bir göz atalım

“Bizimle birlikte yola devam edemeyenler arkada bırakılarak uzaktan izlemekle yetinmek zorunda kalacak; yolumuzda duranlar ise… zaten fazla bir şey izleyemeyecek”

Thrawn, bilgeliği ve taktiksel becerileri uzman bir kumandan olmak için biçilmiş kaftandı. Kuşkusuz galaksideki en büyük Komutanların başında geliyordu. Vader’ın komuta tarzının aksine, Thrawn küçük sebeplerden dolayı mürettebatı öldürmezdi. Thrawn, başarısızlıklarını cezalandırmaktan ziyade, mürettebatta yaratıcılığı teşvik etmeyi tercih ediyordu ve onları ödüllendirirdi. Thrawn’a göre her fikir ve düşünce dinlemeye değerdi bu mürettebatta moral ve cesaret kazandırıyordu. Böylelikle sayısız zaferlerin kapısı açılmış oluyordu. Ayrıca Thrawn, Palpatine’in aksine egoist bir insan da değildi ve İmparatorluğun tek bir kişi tarafından yönetilmesini hiç bir zaman doğru bulmamıştı; Kişisel zaferlerden daha çok İmparatorluğun zaferlerine odaklanıyordu. Thrawn, yenilgiyi kabul eden bir insandı. Yenildiği pek görülmese bile zararın neresinden dönersen kârdır düşüncesini benimsemişti. Bozguna uğrayıp her şeyini kaybetmektense geri çekilip toplanıp, saldırmayı tercih ederdi. Thrawn, planlarını en ince detaylarına kadar dikkat ederdi ve planının bir kısmını  anlamalarına izin verirdi bu sayede düşmanı düşünceler ile meşgul edebiliyordu. Düşmanları Thrawn’ın planını anlayamadan bir sonraki plana geçiyordu bu sayede her zaman bir adım önde oluyordu.


Son Savaşı

Büyük Amiral Bilbringi savaşında  birliklerini bölmeye zorlayan Asi kuvvetlerine karşı hamle yapmadan önce Wayland saldırısının haberleri geldi. Thrawn’ın sadık hizmetkarları olan Noghri’ler Thrawn’a ihanet etmişti. Noghri halkı, Leia Organa’nın etkisinde kalarak Cumhuriyet’e bağlılığını bildirmişlerdi. İhanet haberi çok geç gelmişti, artık çok geçti. Büyük Amiral ihaneti ve ihanetin sebebini ölümünden saniyeler önce çözmüştü. Yeterli değildi. Thrawn’ın ölümü en güvendiği hizmetkarının elinden olmuştu. Bilbringi savaşının en kritik noktasında Rukh, Thrawn koltuğunda oturuyorken gizli bir şekilde sokularak, Thrawn’ı acımasızca sırtından hançerledi. İmparatorluğun son umudu sönmüştü. Büyük Amiral artık yoktu. Sadece 6 ay gibi kısa bir sürede Galaksinin yarısını tekrar kazanan Thrawn artık yoktu. Umutlar Thrawn ile birlikte gömülürken  İmparatorluğun geleceği bir kez daha belirsizdi.

Thrawn, tahtında asilce oturuyordu, yüzü garip bir şekilde durgunlaştı. Göğsünün ortasında, büyük Amiral’in üniformasının berrak beyazına koyu kırmızı bir leke yayılıyordu. Lekenin merkezinde parıldayan Rukh’ın bıçağının ucuydu. thrawn, Pellaeon’un şaşkınlığını fark etmişti , büyük Amiral gülümsedi. “Ama,” diye fısıldadı, “çok sanatsal bitti”.
Gülümseme soldu. Gözlerindeki parıltı da aynısını yaptı… ve son büyük  Amiral olan Thrawn gitmişti. sonsuza kadar….

 Mirası

Ölümünden sonra Thrawn, Yeni Cumhuriyet’i neredeyse yok eden taktiksel bir deha ve İmparatorluğun gerçek Lideri olarak hatırlanacaktı. Thrawn suikasta uğramasaydı, Bilbringi Muharebesi’nin sonucu üzerine yoğun tartışmalar olaydan sonra onlarca yıl sonra bile tarihçiler arasında sürdürüldü. Ackbar, ölümüne kadar Thrawn’ı yenebileceği konusunda ısrar etti. Ancak pek çok tarihçi, Yeni Cumhuriyet’in yenilmek üzere olduğunu ve Pellaeon kendisinin ve komutanının Rukh’ın onlara ihanet ettiğinde yakındaki İmparatorluk kontrolündeki bölgelerden ilave takviye toplamak üzere olduğunu ileri sürdü. Ayrıca Grand Moff Kaine, Thrawn’ın ölümünü öğrenmeden hemen önce bir imparatorluk filosu ve Star filosu Reaper, Ackbar’ın güçlerini yok etmeye hazırlanmakta olduklarını ısrar ediyordu. Thrawn, demokratik bir hükümetin sadece Eski Cumhuriyet’in kusurlarını tekrarlayacağına ve Yuuzhan Vong’a direnmek için militarize bir topluma inşa edilmesi gerektiğine inanıyordu. Ki çoğu insana göre, Thrawn’ın liderliğinde birleşik bir galaksinin karşısında Yuuzhan Vong, Yeni Cumhuriyet’e kurdukları üstünlüğü hiç bir zaman kuramayacaklardı.

Bu yazımız da Thrawn kimdir sorusuna cevap vermeye çalıştık. Esenlikler…