Bir Jedi Gelecek: Seçilmiş Kişi

0

SEÇİLMİŞ KİŞİ

“Bir Jedi gelecek
Sith’i yok edecek
Ve Güç’e dengeyi getirecek”

Jedi’lara göre, Güç’e denge gelmesinin anahtarı aslında başından beri onları yok etmeye çalışan Sith’lerden geliyor. Jedi’lar birçok tehdide karşı baş göstermiş olsalar da içlerinden kuşkusuz en güçlüsü Sith’lerdi. Eğer baş düşmanları yok olursa “Denge” kapısının açılacağına inanıyorlardı. Sith’ler sadece bir anahtar. ‘Barış’ ve ‘Adalet’ için bir tarafın yok olması şart olmuştu. İşte Jedi’lara göre kehanet bundan ibaretti.

Senin Sith’leri yok etmek gerekiyordu. Onlara katılman değil. Senin Güce denge getirmen gerekiyordu onu karanlıkta bırakman değil!

– Obi-Wan Kenobi

Tüm Bu Olaylar Yaşandı

Nedir bu Whills?

Journal of the Whills, (Whills rahipleri) Aslında tüm Star Wars evreninde yaşananlar yani bu hikaye çok uzun zaman önce, çok uzak bir galakside geçti. Çoktan bitti ve aslında olaylara onların gözüyle bakıyoruz. Onlar evrenin ve zamanın dışında tanrısal varlıklar. Bu rahiplerin amaçları ise galaksiyi gözlemlemek ve gördükleri her şeyi “Günlüklerine” kaydetmek. Bu kadim insanlarla tanışan, karşılaşan çok az insan var. Bilindiği gibi Qui-Gon Jinn bir tanesiyle karşılaşıyor ve ondan Eternity Güç tekniğini öğrenip Force-Ghost olayına giriyor. Bunu daha sonra Yoda ve Obi-Wan’a da öğretiyor ve onlar aracılığıyla bu, Luke Skywalker ve Yeni Jedi Düzeni tarafından bilinen bir teknik oluyor.

Küçük bir detay; Lucas’ın dediğine göre Keeper of the Whills, isimli bir rahibin görevi, günlüğe yeni bilgiler yani göremedikleri özel şeyleri kaydetmekmiş. Bunun için de Endor savaşından 100 yıl sonra R2-D2 ile karşılaşmış. Yani bu kutsal varlıklarla karşılaşabilmiş ilk ve tek droid küçük dostumuz R2-D2.

“”…Ve büyük ümitsizlik anında bir kurtarıcı gelecek, ve o GÜNEŞLERİN OĞLU olarak bilinecek”

Peki ya Sith’lerin Kehaneti?

İlk Sith İmparatorluğunun tarihinde Sith’ari adında bir kurtarıcının gelip Sith’leri kurtaracağına dair bir kehanet bulunuyor. Kehanete göre bir kişi Güç’e Sith’lerin açısından dengeyi getirecek. Sith’ari Sith’leri yok edecek ama bu olay sonucunda Sith hiç olmadığı kadar güçlü olacak. Bu kehanet Jedi’ların Seçilmiş Olan efsanesi ile ilginç bir paralellik gösteriyordu.

Bazı eski metinler Sith’ari’den bahseder, Sith’lerin günün birinde kusursuz bir varlık tarafından yönetileceğini söylüyorlar, karanlık tarafın ve bizim savunduğumuz tüm değerlerin kendisinde vücut bulacağı birisi.

– Qordis

Darth Bane ve ilham kaynakları

Sith’ari

Aslında, Sith’ari ismi Kral Adas zamanında Adas’a verilen bir ünvandı. Sith’lerin lideri onları yönetecek lidere verilen isimdi. Korriban’da ilk olarak Sirak isimli bir öğrencinin Sith’ari olduğunu düşünüldü ta ki o, Bane tarafından öldürülene kadar. Güçlü olduğu kadar da zeki olan Bane, Güç’ün sınırlı ve üstün bir şey olduğunu düşünüyordu ve bu yüzden Güç’ün kullanımını Sith Lord’larına sınırladı. Bir defada birçok Sith çırağının olması geleneğini yok ederek, Güç’ün karanlık kudretini iki birey üzerinde yoğunlaştırdı. Onlar iki kişiydiler; Bir Usta, Bir Çırak. Bu gelenek “İki Kuralı” olarak anıldı. Küçük bir ayrıntı; neredeyse bin yıl sonra Darth Sidious, ustası Darth Plagueis’i uykusunda öldürürken, kendini eski Sith kehanetinin mükemmel varlığı olarak ilan etti.

“Bu zamana kadar yenilmez ve dokunulmazdı her disiplinin en iyi öğrencisiydi. Söylenti ve fısıltılar onun kulağına da geliyordu. Ona Sith’ari diyorlardı, kusursuz varlık. Ama bundan böyle kimse ona Sith’ari demeyecekti. Bane’in ona yaptıklarından sonra değil.”

Palpatine

Huzur bir yalandır, sadece ihtiras vardır.
İhtiras sayesinde, metanet kazanırım.
Metanet sayesinde, güç kazanırım.
Güç sayesinde, zafer kazanırım.
Zafer sayesinde, zincirlerim kırılır ve;
Güç beni serbest bırakır.

“Gerçek” Denge Kehaneti

The Ones olarak bilinen Baba, Oğul ve Kız, Mortis gezegeninde yaşayan Kadim güç kullanıcılarıydı. Bunların geçmişi bilinmeyen tarih öncesi dönemlere kadar uzuyor. Bizim bildiğimiz Star Wars galaksisinin en erken dönemlerinde Celestials denen varlıklar var. Bunlar galaksideki teknolojinin de başlangıcı olan varlıklar. Celestial’lar bu galaksiden ayrılmaya karar verince, yarattıkları ya da keşfettikleri Güç’ün korumasını o zaman kendilerine hizmet eden Baba, Oğul ve Kıza bıraktılar. Bu üçlü Celestial’ların Denge adını verdiklerini kehanete göre hareket ediyorlar. Kız gücün Aydınlık Tarafını temsil ederken, Oğul, gücün karanlık tarafını temsil ediyor ve Baba ise bunların arasındaki dengesizliği denge halinde tutuyor. Clone Wars izleyenler hikayenin devamını biliyorlar. Bir de değinmek istediğim Anne var çünkü bu da bizi farklı bir bakış açısına götürüyor.

Kim bu Abeloth?

Kaosun Yolvericisi ve Yıldızların Sevgili Kraliçesi olarak da bilinen Abeloth, Karanlık ve Aydınlık Tarafta rakipsiz galaksideki en kuvvetli canlıydı. Peki nasıl sıradan biri böyle bir güce ulaştı?

Bölüm 4’ten yaklaşık 100.000 Yıl önce Jedi’lar ve Sith’ler ortaya çıkmadan önce Abeloth’un gemisi Mortis gezegenine düşüyor. Mortis’de yalnız yaşayan dostlarımız Abeloth’u yanlarına alıyorlar. Üçlümüzün yanında bir de Abeloth’u görüyoruz.

Abeloth zamanla tam anlamıyla “Anne” figürüne dönüşüyor: Baba’nın savaşan Oğlu ve Kızı arasındaki barışı korudu ve ailenin sevgi dolu bir parçası haline geldi. Ancak unuttukları şey Abeloth hala bir ölümlüydü.

The Ones

Çürüyen bir beden…

Artık giderek yaşlanmaya başlayan Abeloth’un ölüm en büyük korkusu haline gelmişti. Abeloth çürüyen bedeni ile son çare olarak bir plan yaptı; Karanlık Tarafını temsil eden ve sadece Oğul’un kullanmasına izni olan Font Of Power’dan içti ve sonra da Güç’ün Aydınlık Tarafını temsil eden ve sadece Kız’ın kullanmasına izin verilen Pool Of Knowledge’da yüzdü. Bu ikisinin aynı anda kullanılması kullanan kişiye normal olmayan güçler kazandırır. Artık Abeloth, tam anlamıyla güç ile dolmuştur. Baba ve Çoçukların onu kabul edeceğine, hayatına devam edeceğini zannetse de bunun bir bedeli vardır. İkisinin aynı anda kullanılması Kıza ve Oğul’a bile yasaktır çünkü bu olay Güç’teki dengeyi alt üst eder ve normal olmayan sonuçlar doğurur. Abeloth’un doğal şekli bozulur ve ucubeye dönüşür.

Sürgün edilişi…

Önceden, Otorite hep Baba’dayken artık Otorite Abeloth’a geçmiştir, önceden Kız’a ve Oğul’a hizmet ederken şimdi Oğul ve Kız, Abeloth’a hizmet etmektedir. İş Baba’nın kontrolünden çıkar. Abeloth zamanla kontrol edilemez bir varlığa dönüşmüştür. Abeloth artık o kadar kontrolden çıkmıştır ki Mortis’den kaçıp evrene hükmetme gibi bir plan yapmıştır tıpkı Oğul’un bin yıllar sonra yapacağı gibi.

Baba, Oğul ve Kız, Abeloth’u hapsetmek için The Maw adını verdiklerini yan yana iki karadelikten meydana gelen sistemi yaratmışlardır. Bunun içinde tıpkı KOTOR’da gördüğümüz, Starforge benzeri Centerpoint İstasyonunu yaratırlar. Üçü güçlerini birleştirip Abeloth’u The Maw’a hapsederler.

Kurtuluşu

Abeloth’un en serbest kaldığı zaman dönemi aslında Skywalker ailesinin kaderi ile de bağlantılıdır. Anakin Skywalker’ın Mortis’de yaşadıkları sonucu; Güç’ün dengesini altüst olur. Ve uzun zamandır uyuyan Abeloth’u o gezegende tutabilecek hiç bir şey kalmaz. Ancak tam olarak uyanışı 45 yıl sonra 2. Galaktik İç Savaş sırasında Jacen Solo’nun Centerpoint İstasyonunu yok etmesiyle olur. Abeloth derin uykusundan uyanmıştır ve onu durdurabilecek hiç bir tehdit yoktur… En azından Abeloth öyle zannetmektedir.

Galaksiye Kaos getirişi

Aslında tüm bu yaşanacakları Yoda önceden görmüştür. Yoda, Dagobah’ta Luke’a babasının ve Obi-Wan’ın, Mortis’de yaşadıklarını anlatmış ve ona bir tehditden daha bahsetmiştir. Luke o zamanlar anlamasa da daha sonra o tehdidin Abeloth olduğunu ve Yoda’nın neden en bilge Jedi Ustası olduğunu tekrar anlamıştır.

“Abeloth’u durdurmanın tek yolu var… Jedi’lar ve Sith’ler birlikte.”

-Darth Krayt

Abeloth, galaksideki tüm Jedi’ları ve Sith’leri etkileyen Force psychosis adında bir hastalık yaratır. Luke Skywalker, Abeloth’un sadece Aydınlık ve Karanlık bir olursa yenilebileceğine dair bir Kehanetten bahseder. Kayıp Sith Kabilesi  sonuç olarak Jedi ve Sith’ler kırılgan bir ittifak kursalar da bu çok uzun sürmez çok büyük bir plan ile Abeloth’u durdurmaya çalışmış olsalar da sonuç Sith’lerin ihaneti son bulur Luke, oradan kaçmayı başarır. Luke,  Lake of Apparitions (Bilgi Havuzu, burada ölmüş insanların tüm bilgilerine ulaşabiliyor)  Jacen ve Mara’dan yardım istese de pek bilgiye ulaşamayan Luke Skywalker umudunu kestiği anda; gölgelerin arasından Krayt çıkar bu tehtidi yok etmek için Luke’a yardım edeceğine dair bir söz verir. Darth Krayt ve Luke Skywalker birlikte Abeloth’u durdururlar. İkisi de ağır yaralar almış olmasına rağmen ittifaklarını bozmazlar. Krayt, Luke’u yok etme şansı varken son bir kez Luke’a bakarak gezegeni terk eder. Luke’u ise Jaina ve Ben kurtarır. Luke Skywalker, işin sonunda One Sith’den haberdar olur.

Yaşanan bunca olaya rağmen Abeloth tam anlamıyla yok edilememiştir. Luke gelecekle ile bir öngörü yaparak, Abeloth’un geri gelme ve kendisinin onunla savaşmak için hayatta olmama ihtimaline karşı; Mortis’deki o hançeri bulmak için 10 kişilik bir ekip kurar. Galaksinin çeşitli yerlerinde Mortis’i bulmak için çalışmaya başlarlar.

Sonuç olarak; Skywalker’lar galaksiyi bir kez daha kurtardı…

“Bazen şansım varken neden Skywalker soyunun işini bitirmediğimi düşünüyorum. Belki de bunu yapmamam kaderimin bir parçasıydı.”

– Darth Krayt

Kim bu Darth Krayt?

A’Sharad Hett

Darth Krayt, aslında bir Sith olmadan önce Klon savaşlarında savaşmış kahraman Jedi Sharad Hett’in oğluydu. Asıl ismi A’Sharad Hett olan Krayt bir zamanlar tıpkı babası gibi Tusken yağmacısı gibi yetişmiş olmasına rağmen aynı zamanda da bir Jedi şovalyesiydi. Obi-Wan’ın kaybolduğu sıralarda Anakin ile göreve bile çıkmıştı. Ve Anakin’in yaptığı Tusken Katliamından da haberdardı. Ki farkında olmasa da bu Hett’in karşılacağı tek Skywalker olmayacaktı.

“Tatooine’de yaptığın değiştirelemez. Öfke ve sinirle hareket ettin. Bu Jedi yolu değil, Karanlık bir yolda yürüdün Skywalker. İlk önce yaptığın yanlışı kabul etmen lazım ve henüz bunu yapmadın. Tusken’lar senin için bir hayvan öyle değil mi? Kalbinde ölmeyi hak ettiklerine inanıyorsun. Belki de hak ettiler. Şimdi sana soruyorum Skywalker, onları öldürmeye hakkın var mıydı? Tekrar yapar mıydın?”

“EVET!”

-A’Sharad Hett ve Anakin Skywalker

Tusken Ordusu

Order 66’dan kurtulan, A’Sharad Hett Tatooine’de tıpkı Obi-Wan gibi inziviya çekilir. Ancak o Obi-Wan’ın aksine Tusken’ların lideri olarak küçük çaplı bir direniş başlatır. Bu direnişin İmparatorluğun dikkatini çekeceğinden korkan Obi-Wan, A’sharad Hett’i durdurmak ister. Obi-Wan, Jedi dostunu düelloya davet eder. Bu düelloyu kaybeden, kendi halkı önünde aşşağılanan ve kolunu kaybeden A’Sharad Hett, Obi-Wan’dan kendisini öldürmesini ister. Ancak Obi-Wan kabul etmez, bu gezegenden gitmesini ister ve Sharad Hett’in sürgünü başlar. Obi-Wan istemeden de olsa galaksiye bir bela salmıştır. İstemeden de olsa Obi-Wan, çok büyük olayları tetiklemiş. Obi-Wan gene farkında bile olmasa da geleceği bir kez daha değiştirmiş. Obi-Wan, Krayt’ın fitilini ateşlemiştir.

“Sen harika bir Jedi’dın ve büyük bir Jedi’ın oğluydun Hett. Fakat kendini intikam için verdin, seni burada durdurmam gerek.”

Krayt’ın yükselişi

A’Sharad Hett, Obi-Wan’a tüm bu yaşananlara rağmen öfke duymamaktadır. Galakside kısa Jedi kimliğini bırakıp korsanlık yapmaya başlar. Bir fırtına sonucu gemisi Koriban’a düşer. Karanlık Taraf onu çağırmaktadır. Karanlık Taraftan gelen sesler aslında binlerce yıl ölmüş olan XoXaan isimli bir Sith lorduna aittir.

“Senin gibi birini bekledim… Aydınlığa hizmet eden ve onu boş bulan, galaksinin eksikliğini bulan biri; öfkeyi bilen, nefret eden ve umutsuz olan birini.”

Ve A’Sharad Hett’in Karanlığa olan yolculuğu başlamış olur…

Ancak tam anlamıyla kendini karanlığa vermesi uzun yıllar alacaktır. Çünkü onun bir amacı vardır. O Palpatine ve Vader’dan ölen Jedi kardeşlerinin intikamını almak için ant içmiştir. Hett’in kaderi onu bambaşka yerlere sürükleyecektir. Koriban’da kaldığı süre boyunca yıllar çok hızlı geçer. Endor savaşı çoktan yaşanmış; Luke Skywalker, Palpatine ve Vader’ı durdurmuştur. Sith’i yok etmek onun kaderi değildir, onu çok farklı şeyler beklemektedir. Artık Hett geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir. Hayal kırıklığına uğrayan Hett, Bilinmeyen Bölgelerde kaybolmaya karar verir. Bu onun için bir nevi Sürgün olacaktır.

– Hett ve Xoxaan

Bilinmeyen Bölgeler

Hett, Bilinmeyen Bölgelere olan yolculuğunda, Bilinmeyen ile boşun aynı anlama gelmediğini anlar. Hett, hiç tahmin etmeyeceği bir düşmanla karşılaşır. Yuuzhan Vong, Hett’in gemisine saldırır. Güç ona saldıranlar hakkında bir şey söylemiyordur. Yalnız ve çaresiz olan Hett, Yuuzhan Vong’lar tarafından esir alınır.

“Beni kuşatan gemi gibisinden hiç görmemiştim, yüzleştiğim savaşçılar gibisini de… ve beni düşüren silahlar gibisini de”

Yuuzhan Vong’lar, Hett’e işkence ederler, çığlıkların ardı kesilmez. O artık acıdan, yoğunluktan bir varlıktır. Vücudunu geliştirdiler, parçalarını birer birer bedeninden söküp Vong organları ile değiştirdiler. Ve ona Vong hastalığı bulaştırdılar; bu bedenini yavaş yavaş öldürüyordu.

“İşkence seansları sırasında bazen Vergere gelirdi, İlk başlarda davranışları dolambaçlıydı; yarı gerçek, yarı yalan. Fakat Sith eğitimim sayesinde sakladıklarını görüyordum. Vergere bana Karanlık Tarafı kucaklamayı, kendimi karanlık Tarafa açmayı öğretti. Kehanetimi o zaman gördüm”

İşte tam bu sırada Hett, kendi kaderini gördü. Bane’in İki kuralına saygı gösterse de binlerce Jedi’a karşı hiç bir şansları yoktu ki tek bir Jedi İki Kuralını yerle bir edebilmişti. Bu yüzden Bane’in iki kuralının aksine Tek kuralını getirdi ve bu Sith’ler için bir devrimin başlangıcıydı.

“Benim Sith’lerim sayıca fazla olacaklar ama tek olacaklar. Düzenin kendisi her şeyin üstünde toplanacak Güç onda toplanacak.”

Ancak, Luke Skywalker gibi bir tehdit varken bu kolay olmayacaktı… Bu yüzden planlarını şimdiden yapmıştı; saklanacaklardı, Korriban’ın büyüleyici Güç’ü ile saklanacak. Ama önce Vong’lardan kaçması gerekiyordu. Gemi ile birlikte Vong’ları yok etti ama yok olan sadece Vong’lar değil A’Sharad Hett’de oldu. Darth Krayt işte o zaman doğmuştu.

Sith tekrar hükümdar

Cumhuriyet’i Vong istilasına karşı uyarabilirdi. Fakat bu ortaya çıkması anlamına geliyordu. A’Sharad het o gemide ölmüştü. Darth Krayt doğdu ve Korriban’a döndü. Yuuzhan Vong’un galaksiyi tahrip etmesini önemsemedi. Daha sonra Lumiya’yı yanlarına çekmeyi denedi ancak o Vergere ile birlik oldu ve de kendi yarattığı Darth Caedus ile.

“Jedi’lar hakkında çok şey biliyorum. Yok edilmeleri gerekliydi. Hala gerekli. Onlar kaosun ajanları. Güç’ün Aydınlık Tarafı ile kör olmuşlar. Sith’in kusursuz düzenini asla anlamadılar hep inkar ettiler.”

Peki ya Nedir bu Yuuzhan Vong?

“Düşmanın yaptığı tüm kötülükler için karanlık değil, tam da düşman tamamen Güç’in dışında.”

– Jacen Solo

Yuuzhan Vong’lar bambaşka bir galaksiden gelen tehditler. Onlar her şeyi ile organik varlıklar. Onlar teknolojiden mahrum varlıklar. Onların en büyük düşmanı Jedi’lar, İmparatorluk veya Mandalorian’lar değildi. Tam tersi Vong’lar tüm galaksiyi birlik olmaya zorlamış varlıklardı. Onların en büyük düşmanı teknolojiydi…

“Ben Yomin Carr, kıyametin habercisi. Ben senin insanlarının sonunun başlangıcıyım.”

Yomin Carr, Yuuzhan Vong istilasını müjdelerken

Onların aslında birçok adı var. Kimilerine göre “Seçilmiş Irk” kimilerine göre “Uzaktaki Yabancılar” isimlerinin gerçek anlamı ise yaratıcı tanrıları Yun, yani Yuuzhan’ın çocukları anlamına gelir. Ne olursa olsun galaksiye gerçek anlamda kaos saçmış varlıklardı. Tam 365 trilyon canlının ölümüne sebep olmuşlardı. Ve galaksi 100 yıllar boyunca Yuuzhan Vong savaşının etkisinden çıkamamıştır.

Zamanlama

Vong’lar, her ne kadar sadece yok etmek için yaşayan canlılar olarak gözükse de aslında galaksiyi en zayıf halindeyken kollamışlardı. Zamalanlamaları o kadar güçlüydü ki tek yapmaları gereken beklemekti. İmparatorluğa ve Yeni Cumhuriyet’e ajan sokup yerel yönetimi zayıflatan Vong’lar için, yeni gelişen Jedi’lar bir tehdit oluşturmayacaktı.

Zorlu Bir Savaş

Vector Prime, Yuuzhan Vong’un Galaksiyi istilaya başlayacağı yola verdikleri isimdi. Vector Prime, Dalonbian Sektörünün hemen dışında, Helska siteminin yakınında yer almaktadır. Bu noktanın seçilmesinin nedeni galaksiyi çevreleyen enerji alanını delmekti. Bu enerji alanı Hiper Uzayda bir bozulmaya neden olmaktadır. Bu yüzden galaksinin dışına Hiper Uzay yolculuğu imkansızdır. Yuuzhan Vong bu enerji alanını aşmanın bir yolunu bulmuştu ve buraya Vector Prime diyorlardı. İşte Vong’lar galaksiye bu Hassas noktadan girip tüm galaksiyi kaosa sürüklemişlerdi. Savaşın kaderini her zaman olduğu gibi Skywalker’lar belirleyecekti. Sonunda Vong’ların lideri Shimrra Jamaane, Luke Skywalker tarafından öldürüldü ve İstilanın arkasındaki gerçek beyin olan Onimi ise Jacen Solo tarafından öldürüldü. Yuuzhan Vong yenilmiş oldu ve yine her zamanki gibi Skywalker’lar galaksiyi kurtarmıştı.Yüksek Kademenin ölümü ve inanılmaz zararlar karşısında, Yuuzhan Vong teslim olmaya karar verdi. Birçoğu intiharı seçse de hayatta kalanları bu galaksiyi bir daha gelmemek üzere terk ettiler. Bu kaostan herkes nasibini almıştı. Leia biricik oğlu Anakin’i, Han en iyi dostu Chewie’yi kaybetmişti.

Kader Skywalker’ların peşini bırakmayacak

Ancak Skywalker ailesi için bu sadece sonun başlangıcıydı. Jacen’ın Karanlık Tarafa geçişi; tıpkı büyükbabası Anakin Skywalker gibi geleceği değiştirme isteğinden olmuştu. Ölümü öz kardeşinin ellerinden olacaktı. Jacen’ın engellediğini düşündüğü gelecekte galaksiyi kaosa sürükleyen adam aslında Darth Krayt’tı. Jacen farkında olmasa da Krayt’a çok büyük hizmette bulunmuştu… Jacen da tıpkı büyükbabası gibi kaderin önüne geçememişti. Luke biricik eşi Mara’yı kaybetmiş, kendi kurduğu Cumhuriyet tarafından Jacen’ın Karanlık Tarafa geçişi yüzünden suçlanıp sürgüne yollanmıştı. Luke Jacen’ın kaybolduğu zamanlarda gezdiği gezegenlere birer birer gitmiş Jacen’ın neden Karanlık Tarafa geçtiğini öğrenmişti. Büyükbabası gibi o da geleceği değiştirmeye çalışmıştı… Jacen, Krayt’ı durdurduğunu zannetse de sadece olacakları geciktirmişti.

Seçilmiş Kişi

Kehanetin nasıl ortaya çıktığını, nelerle sonuçlandığını, görmüş olsak da Tarihte Seçilmiş kişi olarak bahsedilen birçok varlık vardı.

Sadece seçilmiş kişi tarafından tamamen yok edilebilir Karanlık taraf, sıradan biri tarafından değil. Kim mi olabilir bu Jedi? Doğmadı o kişi bilmiyorum ben. Sezebiliyorum bu kadarını. Olacak tarihteki en güçlü Jedi. Olacak saf Güç’ün damarı.

– Yoda

Revan

“Bazıları Revan’ın Bilinmeyen Bölgeler’de doğduğunu söyler; çemberin dışında. Mandolarian savaşları boyunca onu çağıran buydu… ve sonrasında. Bu, yuvasının çağrısıydı.”

-Kreia

Episode 6’dan yaklaşık 4.000 yıl öncesine dayanan galaksideki iç savaşta birçok kişi Darth Revan’ın Sith’ari olduğunu düşünüyordu ama gelin görün ki birçok kişi de hafızasını kaybedip Jedi’ların safına geçen Revan’ın seçilmiş kişi olduğunu düşündü. Ancak iki taraf da yanılmıştı. Revan her ne kadar galaksiyi önce daha güvenli bir yer yapmaya çalışıp onu kaosa sürüklemiş ve daha sonra kendi pisliğini temizleyip tekrar galaksiye huzur sağlamış olsa ve hem Sith’ler hem de Jedi’lar için bir efsane olarak hatırlansa da, seçilmiş kişi değildi.

Benim kim olduğum değil mesajım önemli.

– Darth Revan

Mace Windu

Mace Windu, zamanın belki de tüm zamanların en iyi Işın Kılıcı ustasıydı. Vaapad, Hassas Nokta gibi hiç bir Jedi’da olmayan yeteneklere sahipti. Diğerlerinden farklı olarak mor bir ışın kılıcına sahip olması bile kendisini seçilmiş kişinin o olduğuna inanmasına iten sebeplerdi. Ancak bu hatasının geç de olsa farkına varsa da ölümü bir nevi gerçek Seçilmiş Kişinin elinden oldu. Ölümünden yıllar sonra bile Luke’un yeni Jedi Düzeninde saygıyla anılacak, yetenekleri derslerde anlatılacak olmasına rağmen Mace Windu da seçilmiş kişi değildi.

Anakin Skywalker belki de bizim ormana karşı sürdürdüğümüz savaşın hassas noktasıdır. Eğer Anakin Skywalker bu savaşı kazanmak için doğmuşsa galaksideki diğer tüm Jedi’ların ölmesi bir şeyi değiştirmeyecektir. Anakin yaşadığı müddetçe umudumuz var. Davamızdan ne kadar uzaklaştığımızı ve karanlığın gittikçe ne kadar koyulaştığını görsek de Jedi’ların geleceği için o yeni umudumuz. Güç bizimle olsun.

– Mace Windu

Anakin Skywalker

“Anakin, Sith’leri yok edip Güç’e dengeyi getirecek kişi olan, Seçilmiş Kişi kehanetiyle ilgili çok daha fazla şey öğrenmişti. Kehanetin sonuçlarının ne olacağını pek idrak edemese de Qui-Gon kendisinden Jedi Konseyi’ne Seçilmiş Kişi olarak bahsettiğinde, çok ama çok gurur duymuştu.”

Lucas’ın anlattığına göre Episode 1’den Episode 6’ya kadar izlerseniz aslında bu iki üçlemenin tek bir film olduğunu ve Star Wars’un aslında Anakin Skywalker’ın hikayesini anlattığını görebilirmişiz. İşte Anakin Skywalker’ın gerçek hikayesi:

“Her şeye rağmen Karanlık tarafa geçmek istemiyordu. Operadaki görüşmenin ardından da soylu bir şekilde davranmaya devam etmişti. Jedi Konseyi, Utapau’da General Grievous’un peşine düşmek için onun yerine Obi-Wan’ı seçip kendisini tekrar aşağılamış olduğunda bile Anakin, kendini beğenmişliği için özür dilemişti. Palpatine’in Darth Plagueis’i öldüren Sith Lordu olduğunu ve Şansölye’nin, General Girevous’un ölümünün ardından bile elindeki gücü hiç de bırakmaya niyeti olmadığını öğrendiği zaman ise Anakin, derhal bu bilgiyi Mace Windu’yla paylaşmış, o da Jedi’lardan oluşan bir grupla Palpatine’le ilgilenmeye gitmişti. Anakin doğru olan şeyi yapmıştı. Ama Anakin, Padme’yi kurtarmanın tek yolunun Palpatine’in sahip olduğu gizemli bilgiler olduğunu düşündüğü için Mace Windu’nun Sith Lordu’nu öldürmesine izin verememişti. Palpatine’in, Mace Windu’nun üzerine Sith yıldırımı göndermesine göz yummuş ve Coruscant’taki tüm Jedi’lara ihanet ederek Palpatine’e bağlılık bildirmişti.”

– Rise and Fall Darth Vader

Kimlerine göre bir kahraman, kimilerine göre bir hain. Kimlerine göre bir korkak, kimilerine göre galaksinin son umudu ama Anakin aynı zamanda bir eş ve bir kardeş; o Güç’ün oğlu. Küçük yaşta bir kaosun içine sürüklendi ve tüm sevdiklerini kaybetti. Yok etmek istediği şey haline dönüştü. Anakin’i karanlığa çeken sebep; güç hırsı veya herhangi bir neden değildi. Onu karanlığa sevdiği kadın çekmişti. Onun öleceğini düşünmesi ve onu kurtarabilmek için yaptıkları aslında galaksinin en acı hikayesiydi. Sonuç olarak bir zırhın içine hapsedildi. Yıllarca galaksiye o zırh korku saldı, Anakin Skywalker değil. Anakin Skywalker o zırhın içinde kaybolmuş bir ışıktan ibaretti. Anakin Skywalker’dan geriye sadece umut kalmıştı. Sadece oğluna değil tüm galaksiye yayılan umut ışığı.

Bağışlanmaya layık olmadığını düşünerek “Fakat Üstat… neden ben?” dedi Anakin.

“Çünkü dehşeti sona erdiren kişi sensin, Anakin,” dedi Obi-Wan.” Kehaneti sen gerçekleştirdin.”

Işık şimdi çok parlaktı.

Sonuçta ihanet eden her ne kadar o gibi gözükse de ihanet eden; başından beri o küçük çocuğun içinde olan Vader’dı. O ışık sadece oğlunu veya kendisini kurtarmayacaktı, o ışık tüm galaksiyi kurtaracaktı. Yoda’nın da dediği gibi “Sadece seçilmiş kişi tarafından tamamen yok edilebilir Karanlık taraf, sıradan biri tarafından değil.” Windu, Yoda, hatta Obi-Wan bile bunu denedi ancak başarısız oldular çünkü bu Anakin Skywalker’ın kaderiydi. Anakin Skywalker seçilmiş olan ve kim ne derse desin o bir kahraman.